Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz piyasasında yaşanan dalgalanmalara karşı bir hamle daha yaparak, Türk Lirası Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım (NDF) işlemlerine başladığını açıkladı. Bu açıklama, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından hızla artan siyasi gerilim ve döviz piyasalarında yaşanan sert dalgalanmanın hemen ardından geldi.
NDF İşlemleri Ne Anlama Geliyor?
NDF (Non-Deliverable Forward) işlemleri, döviz kuru üzerindeki beklentileri yönetmeye yönelik vadeli sözleşmelerdir. Bu işlemlerde, gerçek döviz teslimatı yapılmaz; sözleşme vade sonunda Türk Lirası üzerinden uzlaşı sağlanır. Yani, döviz kurları ile ilgili yapılan işlemlerde fiziki bir döviz alım satımı yapılmaz. Bu yöntem, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini kullanmadan, döviz piyasasındaki volatiliteyi kontrol altına almasına olanak tanır.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde patlak veren protestolar, siyasi belirsizliği artırarak Türk Lirası üzerinde büyük bir baskıya yol açtı. Özellikle, Wall Street yatırımcılarının Türkiye piyasalarından hızla çekilmesi ve döviz piyasasında yaşanan sert dalgalanma, Türk Lirası'nın değer kaybetmesine yol açtı. Geçtiğimiz hafta içinde Bloomberg gibi küresel medya kuruluşları, Türk Lirası'nın bir günde yüzde 10’a yakın değer kaybettiğini duyurmuştu.
Merkez Bankası’nın NDF işlemleri başlatması, döviz piyasasında oluşan aşırı dalgalanmalara karşı atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür işlemlerle Merkez Bankası'nın spekülatif ataklara karşı daha etkin bir şekilde müdahale edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, TCMB’nin döviz rezervi kullanmadan, piyasadaki dengesizlikleri daha az maliyetle dengeleyebileceği ifade ediliyor.
NDF işlemleri, Merkez Bankası’nın döviz piyasasında daha fazla kontrol sahibi olmasına yardımcı olabilir. Ancak, bu müdahalenin etkili olabilmesi için siyasi ve ekonomik belirsizliğin hızla giderilmesi gerektiği vurgulanıyor. Döviz kurundaki dalgalanmanın devam etmesi, sadece döviz piyasalarını değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik yapısını da olumsuz etkileyebilir.