Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan eylemleri yayınlamayan medya şirketleri ve onlara bağlı olan markaları boykot eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i hedef olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, boykotun ülke ekonomisine olan zararlarına değindi.
YILMAZ: MUHALEFET, TOPLUM VE EKONOMİYLE KAVGA EDİYOR
Boykot çağrısının son derece yanlış olduğunu vurgulayan Yılmaz, ‘’Boykottan etkilenme söz konusu değil. Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz. Baştan beri yanlış bir çağrı. Ana muhalefet partisi ekonomiye zarar vermiş durumda. Boykot ettiğiniz 85 milyonun ekonomisi. Esnaf dediğiniz sadece AK Partili değil. Boykot çağrısı son derece yanlış, siyasetçi bunu yapamaz. Sorumlu bir siyasetçi ülkenin yerli firmalarını hedef gösteremez. Bunu yapıyorsa toplumla kavga ediyordur. İş dünyasından ciddi tepkiler geldi. Bırakın iş sahiplerini, ekmeğini kazananlar var orada. Bu tür çağrılar ayrıştırıcı çağrılar. Bir zamanların bu yeşil sermaye tartışmalarına götürür, toplumu kutuplaştırmaya ayrıştırmaya hiç kimsenin hakkı yok. Bütün milli sermaye grupları bizim varlığımızdır. İhracat yapan, hizmet üreten müesseselerdir. Bunları hedef alıyorsanız siz toplumla mücadele ediyorsunuz demektir.
Muhalefet toplumla, ekonomi ile kavga eder durumdalar. Burada toplumun itibar edeceğine ihtimal vermiyorum. İnsanımız aklıselimdir. Muhalefet partisi içerisindeki iç çekişmelerin bir yansıması. Yarın kurultay var. Herkes ana muhalefet partisinde en sert siyaset yapma yarışına girmiş durumda. CHP içindeki kavga toplumsal gerilime dönüşmüş durumda. CHP içi kavgayı toplumsal bir kavgaya dönüştürmeye çalışıyorlar. Gereksiz polemikleri toplumu kutuplaştırıcı meseleleri bir kenara bırakıp toplumun geleceğine sahip çıkmak durumuzdayız'' açıklamasında bulundu.
YILMAZ: AYRIŞTIRI DİLİN, NE MUHALEFETE NE DE ÜLKEMİZE YARARI VAR
6 Nisan'da 21. Olağanüstü Kurultay'a gidecek olan CHP'nin ayrıştırıcı bir dili olduğunu belirten Yılmaz, ‘’CHP kendi içinden geçici bir belediye başkanı seçti. Mekanizmaların işlediği görüldü. CHP'ye kayyum atanacak gibi şeyler oluşturuldu, onlar dağıldı. CHP'nin kendi içinden insanlar yargıya gidip "burada şaibeli bir kongre var" dediler. Hukuki süreç devam ediyor. Yargı kararını verecek. Yarın da kongre gerçekleşecek.
Demokrasilerde tartışmalar hiçbir zaman bitmez. Muhalefet partisinin "Türkiye için benim şöyle bir kalkınma vizyonum var" diye önerdiği bir politika olduğunu duydunuz mu? Ayrıştırıcı dilin ne ana muhalefete ne de ülkemize faydası var'' dedi.
YILMAZ: SOKAĞI TERÖRİZE ETMEK DOĞRU DEĞİL
Gözaltı sürecinin hemen ardından sokak ve üniversitelerde başlayan eylemleri eleştiren Yılmaz ‘’Sokağı terörize etmek de, gençlerimizi sevk etmek ve onları yönlendirmek de doğru değil. Demokratik haklar elbette kullanılır. Gidersiniz izin alırsınız, bu tartışma konusu değil. Gezi olaylarında bunu yaşadık. Vandallıklar yapıldı, esnafımıza zarar verildi. İnsanlara küfredildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın annesine alenen küfredildi. Bunlar hiçbir şekilde tasvip edilemez. Çocuklarımızı böyle ortamlara sevk edip timsah göz yaşları dökenleri tasvip etmiyorum.
Bizim parti olarak dünyanın en büyük gençlik organizasyonlarından birine sahibiz. Her türlü ortamda gençlerin siyasete katılmasını istiyoruz. Hiçbir gencimizin sokak terörüne kurban edilmesini istemiyoruz'' ifadesinde bulundu.