"Haberin İşçisi"
İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
38,1137 %0.18
42,0543 %-0.85
3.710,58 % -2,27
3.162.593 %-0.451
İşçi Haber Özel Haber 5 Nisan Avukatlar Günü: Adaleti sağlarken, şiddete ve haksızlığa uğrayanlar

5 Nisan Avukatlar Günü: Adaleti sağlarken, şiddete ve haksızlığa uğrayanlar

5 Nisan Avukatlar Günü, hukuk devleti ilkesinin teminatı olan avukatların emeklerini ve mesleki sorunlarını gündeme taşımak için önemli bir fırsat sunuyor. Her yıl binlerce avukat, hukuk fakültelerinden mezun oluyor ve topluma ışık tutmak için var gücüyle çalışıyor. Her meslek grubunda olduğu gibi avukatlıkta da birçok sorun bulunuyor. İşte avukatların yaşadıkları mesleki zorluklar ve onların talepleri...

Okunma Süresi: 9 dk

DAMLA EROĞLU - ÖZEL HABER

Bugünün Avukatlar Günü olarak kabul edilmesinin tarihsel dayanağı; İstanbul Barosu’nun ilk Genel Kurulu’nun 5 Nisan 1878’de toplanmasıdır. 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir’de bir toplantı gerçekleşmiştir. 2 gün boyunca süren bir toplantı sonunda Barolar Birliği’nin kuruluş çalışmaları hızlı bir şekilde başlamıştır. İlk olarak kurulan İstanbul Barosu, 5 Nisan 1987’de toplanarak genel kurul toplantısı yapmıştır ve bu önemli gün  ‘Avukatlar Günü’ olarak ilan edilmiştir.

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ: TOPLUMUN SESİ, YARGININ TEMSİLCİLERİ

Hak ve özgürlüklerin korunmasında büyük rol oynayan ve mazlumun yanında olan avukatlar, toplumun sesidir. Avukatlar, Cumhuriyetimizin kazanımlarının korunmasının, hak ve özgürlüklerin savunulmasının, demokratik ve laik hukuk devletinin güvencesidir. Her yıl binlerce avukat, hukuk fakültelerinden mezun oluyor ve topluma ışık tutmak için var gücüyle çalışıyor. Her meslek grubunda olduğu gibi avukatlıkta da birçok sorun bulunuyor. Hakkını arayan müvekkilinin sesi olmak için gecesini gündüzüne katan, sayfalarca ifadeleri okuyan, araştıran, sorgulayan ve soran avukatlar, kişi ya da kişilerin sözlü ya da fiziksel saldırısına uğruyor. Atanamama derdiyle mezun olan avukatlar, düşük maaşlar ve tehditlere rağmen onurlu bir şekilde mesleklerini icra ediyor. 

Bugün, adaletin savunucuları olan avukatların günü… 5 Nisan Avukatlar Günü, hukuk devleti ilkesinin teminatı olan avukatların emeklerini ve mesleki sorunlarını gündeme taşımak için önemli bir fırsat sunuyor. Hak ve özgürlüklerin korunmasında büyük rol oynayan avukatlar, bireylerin adil yargılanma hakkının güvencesi olarak toplumun sesi olmaya devam ediyor.

AVUKATLARIN YAŞADIKLARI SIKINTILAR VE MESLEKİ ZORLUKLAR

Avukatlar olarak birçok konuda mağduriyet yaşadıklarını ve en büyük sıkıntılardan birinin de ekonomi olduğunu vurgulayan Ankara Barosu avukatı Dilara Ersöz, ''Benim ve çevremdeki meslektaşlarımın şu an en büyük derdinin ekonomi olduğunu düşünüyorum. Halihazırda müvekkil adayları danışmanlık ücretleri, dava ücretleri hatta masraflar hakkında bile bizlere sorun çıkarırken ne yazık ki üstüne bir de meslektaşlarımızla mücadele etmek durumunda kalıyoruz. Sadece davayı almak için masrafları kendisi karşılamayı kabul eden meslektaşlar ne yazık ki hem bizlerin hem de aslında kendilerinin ekmekleriyle oynuyorlar. Yine aynı meslektaşlar stajyerlere para vermeyi kendilerine külfet olarak görüyorlar. Tabi ki herkes için konuşmak doğru değil fakat bizzat benim başıma staj döneminde bu konuyla alakalı birçok olay geldi. Stajyerden iş tanımı dahilinde olmayan çay-kahve hizmeti bekleyenler, stajyeri bağıra çağıra azarlayanlar vardı. Stajyere (tabi eğer para veriyorsa) verdikleri paranın sonuna kadar karşılığını almaya çalışıyorlar. Mesela ben, staj dönemimde icra müdürlüğünden hesaba yatan eksik 20 ₺ için dört kez adliyeye gönderilmiştim. Elbette her meslek grubunda hem aynı mesleğe mensup kişiler hem de hizmet alanlar tarafından suistimal edilmeye çalışılan noktalar vardır. Ancak bu konularla alakalı çalışmalar, düzenlemeler, denetimler getirilmezse ne yazık ki sorunları bitiremeyiz. Bunun dışında, avukatların insanlar tarafından çok yanlış konumlandırıldığını düşünüyorum. Avukatıyla farklı ilişkiler kurmaya çalışan müvekkiller işimizi çok zorlaştırıyor. Bazısı bizi arkadaşı gibi görüp başından geçen her olayı anlatmak istiyor, bazısı bizi çocuğu gibi görüp azarlamaya kalkıyor, bazısı çok daha çirkin boyutlara varan, taciz niteliğinde sözler kullanıyor. Tabi ki yaşadığımız tüm bu sıkıntılar bunlardan ibaret değil fakat değişime bir yerden başlarsak arkasının geleceğini ümit ediyorum'' ifadelerini kullandı. 

AVUKAT: ADALETİ SAĞLARKEN, ŞİDDETE UĞRAYANdır

Vatandaş ile yargı sistemindeki işleyişi ve iletişimi sağlayan avukatlar hem kendi müvekkilleri tarafından hem de karşı taraftan psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor. Tehditler, hakaretler ve kötü muameleye maruz kalan avukatların daha fazla korunması gerektiğini belirten Ersöz, ''Her ne kadar bazı kesimler tarafından kabul edilmese de Avukatlık Kanunu’na bakıldığında görüleceği üzere avukatlık hem kamu hizmeti hem de serbest meslektir. Aynı zamanda yargı sisteminin üç sac ayağından biridir. Bu nedenle de devlete hizmet eden her sektör gibi ekstra güvence altına alınması gerekir. Evet, avukatların maruz kaldığı şiddete yönelik telefon hatları mevcut, ilgili birimler de çalışıyor ama bence bunlar yeterli değil. Kamu hizmeti icra eden ve bence yüksek risk altında bulunan bir meslek grubu hem daha fazla korunmalı hem de bu meslek grubuna yönelik yapılan haksız hareketler daha ağır ve kesin şekilde cezalandırılmalı diye düşünüyorum. Çünkü davasıyla ilgilendiğimiz müvekkillerin bazıları, davanın karşı tarafında olan kişiler hatta bazen akrabalar, verilen kararlar nedeniyle bizleri hedef gösteriyor. Bizler karar merci olmadığımız gibi davaların tarafı da değiliz ki olmamamız da gerekir. Aksi takdirde profesyonellikten uzaklaşırız. Aslında avukatlara yönelik şiddetin, tehdidin, kötü muamelenin de temelinde bu anlayışın yattığını düşünüyorum: şahsileştirme. Bahsettiğim kişiler, davalarıyla bizim ilgilenmemizi istediklerinde aynı zamanda 7/24 o dosyayı incelememizi de istiyorlar ki bu da ‘şahsileştirme’ oluyor. Bu sağlıksız durumu reddettiğimizde de davanın bizim yüzümüzden kaybedildiğini düşünüyorlar. O yüzden sanırım önce bu algının yıkılması gerekiyor'' dedi. 

ERSÖZ: ÇOĞU ZAMAN EMEKLERİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ

Yıllar süren eğitiminin ardından diplomalarını alarak mağdurun sesi olmak için çalışma hayatına büyük bir hevesle atılan avukatlar, sektördeki düşük maaşlar ve zorlu çalışma koşulları nedeniyle büyük mağduriyetler yaşıyor. Staj döneminde yaşadığı bir iş tecrübesini anlatan Ersöz, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle ifade etti:

''Staj döneminde yaptığım iş görüşmelerinden biri gayet başarılı geçmişti. Görüşmeye gittiğim ofis bünyesinde birden fazla avukatın çalıştığı, yurt dışından da müvekkilleri olan ve işler alan yani aylık kazancı epey de yüksek bir yerdi. Görüşmenin sonlarına doğru konu ücrete geldiğinde görüşme yaptığım kişi ücret vermediklerini, stajyer avukatlara yalnızca ‘yol ve yemek yardımı’ yaptıklarını söyledi. Normalde vermeleri gereken maaşı bile vermeyip verdikleri parayı da ‘yardım’ kelimesiyle belirtmelerine çok şaşırmıştım. Ruhsatımı aldıktan sonra yaptığım bir iş görüşmesinde, yine hak edilenden az ancak bana yeterli gelebilecek bir ücret teklif etmişlerdi ama orada da ne yazık ki hafta sonu da dahil olmak üzere tüm zamanımı onlara ayırmamı, hafta içi sabah 09.00’ da mesaiye başlayıp, fazla mesai ücreti vermeden akşam 22.00-23.00’a kadar durmamı istemişlerdi. Maalesef bu kadar emek vererek bitirdiğimiz fakültelerimizden mezun olunca, bu ve bunun gibi muamelelere maruz kalmamız çok acı. Ofis açmak istediğimizde de başka zorluklar karşımıza çıkıyor ve bu yüzden çoğu meslektaşımız ilk yılı bile dolmadan ofisini kapatmak durumunda kalıyor. Sözün özü hangi yolu seçmeye kalksak imkansızlıklar ve zorluklar içinde boğuluyor, çoğu zaman emeklerimizin karşılığını alamıyoruz''

TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE

Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ile ilgili tartışmalar her yıl ülke gündeminde yer alıyor. Hâkim ve savcıların verdiği kararlar; bazı gruplar tarafından doğru bulunurken, bazı gruplar tarafından da eleştiriliyor. Günümüzde yargı mensuplarına yönelik genelleme yapılmasını doğru bulmayan Ersöz, ‘’Yargı bağımsızlığıyla alakalı çevremdeki çoğu meslektaşım hemen hemen aynı düşüncelere sahip. Bu düşüncenin de ne olduğu az çok tahmin edilebilir sanırım. Avukatlara yapılan genellemeler gibi hâkim ve savcılara da genelleme yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Her meslek grubunda hatta her insanda olduğu gibi vicdanıyla, hakkıyla işini yapan, çok bilgili yargı mensupları olduğu gibi ne yazık ki tam tersi şekilde hareket edenler de var. Umarım akıllardaki bu genel düşünce ve izlenimi el birliğiyle değiştirebiliriz’’ açıklamasında bulundu.

5 Nisan avukatlar günü dolayısıyla avukatların yaşadıkları zorlukların toplum tarafından bir kez daha algılanması büyük bir öneme sahip. Avukatların, yüksek maaşla rahat bir iş hayatına sahip oldukları algısının yanlış olduğunu belirten Ersöz, ''Avukatların gökten para kazandığını, çok rahat şartlarda çalıştıkları düşünülüyor fakat işin aslı öyle değil. Belki de yapmamız gereken yaşadıklarımızı insanlara daha fazla duyurmak. Hem vatandaşların hem de yetkililerin bizlerin başına gelenleri objektif olarak değerlendirmelerini sağlarsak belki bazı tabuları daha kolay yıkar, değişimi daha hızlı başlatırız. Tek temennim; hak edene hakkının verildiği, meslektaşlar arasında dayanışmanın arttığı, tabuları yıkabildiğimiz ve değişimi başlatabildiğimiz günler görebilmek'' dedi. 

YASALARIN EKSİKLİĞİ NEDENİYLE AVUKATLAR ELEŞTİRİLİYOR

Mağdurun ve zor durumda kalan insanların hak arayışında çözüm anahtarı olan avukatlar, yasalardaki eksiklikler ve uygulamadaki zorluklar nedeniyle dava süreçlerinde birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalıyor. Uzun süren davalar ve yetersiz kanunlar nedeniyle, hak etmedikleri halde toplum tarafından avukatların eleştirildiğine değinen avukat Nur, ''Uygulamada pek çok sorun yaşıyoruz. Elbette bu sorunların çoğu, müvekkil ile birlikte hak arama mücadelesi verirken gerçekleşiyor. Son zamanlarda yaşanan en büyük sorunlardan biri, dava sürelerinin uzun olması ve kanunların yetersiz kalması. Müvekkilin hak arama mücadelesinde hakkına kavuşamaması, meslekle ilgisi olmasa dahi toplum nazarında avukatı da itibarsızlaştırıyor.

Örneğin, X hesabında suç işleyen bir kimse hakkında erişim yasağı talep edilecek. Ancak yakın zamanda, 5651 sayılı Kanun’da kişisel saldırı halinde erişim yasağı imkânı sağlayan düzenleme kaldırılmış. Bu durumda müvekkile hızlı bir çözüm sunulamıyor. Çünkü yasa yetersiz. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ise hayvanların öldürülmesini düzenliyor. Bu, oldukça korkunç bir yasa örneği. Aynı şekilde, büyük şehirlerde tahliye davalarında duruşmalar arasında neredeyse bir yıl süre bulunuyor.

İnfaz yasalarına da değinmek istiyorum. Toplumda oluşan bir cezasızlık algısı var ve bu algı haksız da değil. İnfaz yasaları yeterince katı değil. Tüm bunların nihayetinde, yasaların eksikliği avukatın sorumlu olduğu bir durum olmasa da toplumda böyle bir izlenim oluşuyor. Çünkü bu mücadeleyi temsil eden kişi avukat oluyor'' açıklamasında bulundu.

Umutsuzluk ve sistemsel eksiklikler

Fakülte puanlarının düşük olması nedeniyle ülke genelinde her yıl yüzlerce avukat mezun oluyor. Avukatların çoğu; düşük maaşlar, mobbingler, iş bulamama sıkıntısı vb. nedenlerle mesleklerini icra edemiyor. Toplum tarafından avukatlık mesleğinin kolay olduğu algısının yanlış olduğunu vurgulayan avukat Nur, ''Duruşmalar esnasında hakimlerin avukatın beyanlarını zapta geçmemek için direnmesi de pratikte muhatap olduğumuz sorunlardan biri. Hakimlerin mesleğini icra ederken denetim mekanizmasının yavaş olması da bu sorunu çözümsüz bırakıyor. Tüm bunlar yanında avukatın dosyada taraf olarak algılanması, nefret odağı haline getirilmesi de pratikte yaşanan sorunlardan. Fakülte puanlarının düşük olması sebebiyle çok sayıda mezun verilmesi, iş bulma sorununu da beraberinde getiriyor. Büyük şehirlerde avukatlara maaş verilmeksizin çalışma teklif edilmesi, hâkimlik sınavında referans bulamayan meslektaşlar ve ekonomik buhranlar sebebiyle intihar eden meslektaşlarımızın varlığı da ne yazık ki inkâr edilemez.

Şahsım adına, bu sorunlara bütüncül bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum. Yasaların daha hızlı ve daha etkin şekilde düzenlenmesi, denetim mekanizmalarının daha etkili hâle getirilmesi halinde, bu sorunların bir kısmına çözüm bulacağımıza inanıyorum'' dedi.