Geçtiğimiz günlerde futbol dünyasında yaşanması istenmeyen bir olaya tanıklık ettik. Kocaeli'de amatör ligde U-17 takımları arasında oynanan maçta kırmızı kartla oyundan ihraç edilen öfkeli futbolcu maçtan sonra hakeme bıçakla saldırmıştı. Aldığı bıçak darbesinin hayati tehlikeye neden olmadığı, saldırıdan sıyrıkla kurtulduğu, aynı zamanda bekçi olduğu öğrenilen hakem Ersin Demiröz ise hastaneye kaldırılmıştı. Hakem, tedavisinin ardından taburcu edilmişti. Öfkeli sporcu ise polis tarafından alınarak polis merkezine götürülmüştü. Sporcunun antrenörü ve yöneticileri de ne olduğunu anlamadıklarını, şaşkınlık içinde olduklarını ifade edip üzüntülerini dile getirmişti.
Yaşanan üzücü olayın ardından Çayırova Gümüşspor U-17 Takımı, ligden çekilme kararı aldı. Hakemin bıçaklanması ise Türk futbolunda yaşanan hakeme şiddet sorununu yeniden gündeme getirdi.
ANKARAGÜCÜ BAŞKANI KOCA'DAN HAKEME SALDIRI!
Türk futbolunda daha önce de hakeme yönelik birçok fiziksel şiddet yaşanmış ve utanç verici anılar olarak hafızalarımıza kazınmıştı.
Geçen sene Süper Lig’in 2023/2024 sezonunda gerçekleşen maçta MKE Ankaragücü ile Çaykur Rizespor karşı karşıya gelmiş ve müsabaka 1-1’lik eşitlikle bitmişti. Maçın bitiş düdüğü ile sahaya dalan Ankaragücü’nün o zamanki Başkanı Faruk Koca, mücadeleyi yöneten hakem Halil Umut Meler’i darp etmişti. Yaşanan bu olay geçtiğimiz yıl gündemden düşmemişti.
Ankaragücü’nün eski Başkanı Faruk Koca, Halil Umut Meler’e saldırı davasında üç ayrı suçtan 4 yıl 7 ay 12 yıl hapse mahkum edilmişti. Koca'ya verilen hapis cezası da çok konuşulurken hakeme şiddetin, hukuki boyutunun ne olduğu merak edilmeye başlandı.

HAKEME YÖNELİK ŞİDDET NE GİBİ CEZAİ YAPTIRIMLARA TABİ OLACAK?
Son günlerde sporda yaşanan şiddet olayları, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış durumda. Özellikle futbol maçlarında hakemlere yönelik şiddet, hem yerli hem de yabancı basının gündemine oturdu. Türk futbolunun tarihine kara bir leke olarak geçen bu olaylar, "Hakeme saldırı" gibi olayların ne gibi cezai yaptırımlara tabi olacağı sorusunu gündeme getirdi.
31 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun bu tür olaylarla mücadele etmek amacıyla çıkarılmıştı. Kanun, spor müsabakalarında, seyirci gruplarının olduğu alanlarda ve maç güzergahlarında şiddet ve düzensizliğin engellenmesini hedefliyor. Ancak, son zamanlarda hakemlere yönelik şiddet olaylarının artması, bu yasaların uygulama alanını daha da önemli kılıyor.
6222 sayılı kanunun 17. maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesindeki kasten yaralama suçuna ilişkin önemli bir düzenleme getiriyor. Buna göre, spor alanlarında hakemlere yönelik kasten yaralama suçları, şikayet şartı aranmaksızın cezai yaptırım uygulanacak ve verilecek ceza yarı oranında artırılacak.

SPORDA ŞİDDETLE MÜCADELE ADINA ÖNEMLİ ADIM!
Kanunun 20. maddesi ise hakemleri, gözlemcileri, saha komiserlerini ve temsilcileri kamu görevlisi olarak kabul ediyor. Bu, hakemlere yönelik işlenen suçların, kamu görevlisine karşı işlenen suçlar gibi değerlendirilmesini sağlıyor.
Yani, bir hakeme yönelik kasten yaralama eylemi, yalnızca sporda değil, Türk Ceza Kanunu çerçevesinde de ciddi bir suç olarak kabul edilecek. Bu durumda, cezanın da yarı oranında artırılmasına karar verilecek. Bu düzenleme, özellikle son dönemde artan şiddet olaylarına karşı caydırıcı bir etki yaratmayı amaçlıyor.
Sporda şiddetle mücadele adına önemli bir adım olan bu düzenlemenin, hakemlere ve diğer spor görevlilerine yönelik saldırıların önüne geçilmesi için önemli bir adım olacağı düşünülüyor. Ancak, toplumsal bir soruna dönüşen bu şiddet olaylarının önlenmesi için daha fazla bilinçlenmeye ve toplumsal farkındalığa ihtiyaç duyuluyor.

HAKEME ŞİDDET UYGULAYANLARA TUTUKLAMA KARARI GELİR Mİ?
Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi, tutuklama kararının verilebilmesi için gereken şartları net bir şekilde belirliyor. Maddeye göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama kararı verilebileceği ifade ediliyor. Ancak, verilmesi beklenen cezanın veya güvenlik tedbirinin, suçla orantılı olmaması durumunda tutuklama kararı verilmesi söz konusu olmayacaktır.
Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, bazı suçlar için tutuklama gerekçesi sayılabilecek somut delillerin varlığına yer verilmiştir. Bunlar arasında, kasten yaralama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunması halinde, tutuklama kararı verilmesi için yeterli gerekçe olduğu belirtilmektedir.
Öte yandan, maddenin 4. fıkrası, "tutuklama yasağına" ilişkin hükümler içermektedir. Buna göre, yalnızca adlî para cezasını gerektiren suçlar ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu hükümler ışığında, hakemlere yönelik kasten yaralama suçlarında, hukuken tutuklama kararı verilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Yani hakeme yönelik kasten yaralama suçunda, şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama kararı verilmesi mümkün olup, gerekli şartların sağlanması halinde tutuklama işlemi gerçekleştirilebilir.
Bu düzenlemeler, sporda şiddet olaylarına karşı etkili bir caydırıcı önlem olmayı hedeflerken, suçun ciddiyetine göre adli sürecin işleyişini de güvence altına alıyor.
Kaynak: İşçi Haber