Burdur’da bulunan ve Mars gezegenindeki toprak yapısına benzerliğiyle bilinen Salda Gölü, turkuaz rengi ve beyaz kumsallarıyla ünlüdür. Ancak son yıllarda gölde yaşanan su kaybı ve kirlilik, bu eşsiz ekosistemi tehdit ediyor. TTKD bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, yaptığı araştırmalarda göldeki yüzey ve derinlik kaybının alarm verici boyutlara ulaştığını belirtti. Haziran ayından bu yana yapılan gözlemler, gölde önemli bir çekilme yaşandığını ortaya koydu. Özellikle gölün batı kesimindeki beyaz adacıkların kararmaya başlaması, göldeki kirlenmenin ciddi bir göstergesi olarak kaydedildi.

Salda Gölü'nün Yüzeyi %30 Azaldı, Derinlikte Büyük Düşüşler Yaşandı
Dr. Kesici’nin açıklamalarına göre, Salda Gölü'nün yüzey alanı son 5 yıl içinde 41 kilometrekarenin çok altına düşerek, yaklaşık %30 oranında azalmış durumda. Gölün en derin yeri olan 180 metrelik su seviyesi de hızla azalırken, kıyılardaki çekilmeler yer yer 18 metre ile 100 metreyi buluyor. Bu kayıplar, göldeki biyokimyasal reaksiyonları ve ekosistemi olumsuz etkiliyor. Ayrıca, göl kıyılarındaki kuruma nedeniyle daha önce su altında kalan alanlar kararmaya ve geniş yarıklar oluşmaya başladı.
Salda Gölü'nün eşsiz toprak yapısı, özellikle su kaybının etkisiyle çürümeye başlıyor. Dr. Kesici, gölün toprağında meydana gelen değişikliklerin ileride büyük tahribatlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Salda Gölü'nün bulunduğu bölgede, asfalt yol yapımı, aşırı sondaj ve yer altı su kaynaklarının aşırı kullanımı gibi ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu durum, İç Anadolu’daki gibi obruk oluşumlarına zemin hazırlayabilir.

Salda Gölü’nün su kaynakları, göletler ve yüzey akışını engelleyen yapılarla büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Dr. Kesici, gölde yaşanan kuraklık ve kirliliğin ana nedeninin, son 50 yıldaki yağış verilerinden çok daha fazla insan etkisi olduğunu belirtiyor. Turizm ve tarım faaliyetlerinin baskıları, yer altı suyu aşırı çekimi ve yüzey akış engelleri, gölde büyük su kaybına yol açıyor.
Salda Gölü’nün korunması için acil önlemler alınması gerektiğine dikkat çeken Dr. Kesici, gölde yaşanan çevresel tahribatların geri döndürülemez boyutlara ulaşabileceğini vurguladı. Gölün etrafındaki doğal yapının zarar görmemesi için, daha fazla yapılaşma ve insan faaliyetlerinin önlenmesi, gölet ve sondaj gibi faaliyetlerin kısıtlanması gerekiyor. Salda Gölü, sadece Türkiye için değil, dünya çapında eşsiz bir doğal miras olarak korunmalı.